Santorini’yi neden sevmedim?
- tarih : September 8, 2012
- yazar : Ayşegül Sürenkök Kesimoğlu
- kategori : GÜNCEL
0

Sive Damladol
Karalar bağlamış oturuyorum. Herkesin aşık olduğu, dillere destan, balayı destinasyonları arasında başı çeken bir yeri pek de tutmamış olduğumu nasıl anlatacağım? Yunan adalarının çoğu hem doğal güzellikleri hem denizleri sebebi ile Ege’nin incileri olarak nitelendirilir. Ege Denizi zaten başlı başına bir inci olduğu için bu duruma şaşmamak gerekir. Gittiğim gördüğüm pek çok deniz arasında Ege gibisini, Ege gibi durusunu ve keyiflisini görmemişimdir.
Hepsini oku»
Aşk mı, Tat mı, Zevk mi; yoksa d) Hepsi mi?
- tarih : August 30, 2012
- yazar : Ayşegül Sürenkök Kesimoğlu
- kategori : GÜNCEL
0
Belki çok da yanlış düşünüyorum, fakat bana öyle geliyor ki bir zamanların balayı lokasyonu olarak nitelendirilebilecek, ‘aşkın şehri’ Paris, uçuş millerinin egemenliğinde yerini uzak diyarlara bıraktı… Aşkın şehri bir hafta sonu kaçamağı olarak zevk ve keyfin şehrine döndü. Nasılsa daha yakın olduğu için balayı şehri olmak zorunda olmadığı farklı bir statüye erdi.
Hepsini oku»
Olimpiyatlar ve Getirdikleri
- tarih : August 5, 2012
- yazar : Ayşegül Sürenkök Kesimoğlu
- kategori : GÜNCEL
0
Temmuz başında Global Studies Association (GSA) tarafından Manchester Metropolitan Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansa konuşmacı olarak katılmıştım. 11. GSA Konferansı’nın teması “Globalizing cultures and identities: Sport, lifestyle, heritage”, yani küreselleşen kültürler ve kimlikler idi. Bu çerçevede globalizasyon ve bu etki altında kalan kültürler ve kimlikler spor, ortak miras ve yaşam tarzı şapkaları altında değerlendirildi.
Hepsini oku»
Datça’nın saklı koyları
- tarih : May 23, 2012
- yazar : Ayşegül Sürenkök Kesimoğlu
- kategori : DESTİNASYON, GÜNCEL
0
Türkiye’de birilerinin keşfetmediği bir yer kaldı mı acaba diye düşünmeden duramıyorum. Hatta dünyada kaldı mı acaba? Ve ben sanırım oldukça geriden takip edebiliyorum gezgin takımını…
Yaklaşık 4 sene önce Datça körfezinde daha önce adını hiç duymadığım Gabaklar koyuna ilk gidişimde aklımdan bunlar geçiyordu. Öyle ki, köyü, koyu ve koyda nazikçe demlenen ziyaretçi profilini gördükten sonra içimdeki o garip duygu iyice şiddetlendi. Şu yabancılar yok muydu, hakikaten ülkemizin tadını bizden daha iyi çıkarıyorlar. Kaldığımız otelin koyuna demir atmış, öğle yemeğini yemek için plaja yanaşan zodiac’ın içinde iki yabancı amca, sahilde güneşlenen ise bir İngiliz çift, havaalanından bizi alan taksi şoförünün bile zorlanarak bulduğu Gabaklar koyunu çoktan keşfetmişti. Benim için orada bulunmak ise tamamen bir tesadüf idi. Kafa dinleme arzusu ile yaklaşık iki yıldır yanıp tutuşan annemin peşine ani bir kararla takılmıştım; ve kendimi kuş uçmaz kervan geçmez Gabaklar koyunda yabancı turistlerin ortasında buluvermiştim.
Hepsini oku»
24 saatte benim Milano’m
- tarih : May 7, 2012
- yazar : Ayşegül Sürenkök Kesimoğlu
- kategori : DESTİNASYON, GÜNCEL, YEME-İÇME
0
Bu şehirde tam iki yıl yaşadım. İyisini de kötüsünü de gördüm. Çok zaman oldu ki ağladım, ağladım ve ağladım. İnsanına, havasına, öğlen kapanan bakkalına savdım, sövdüm. Her şeye rağmen geçirdiğim o iki yıla dönüp de bakınca, içimde derin bir Milano sevgisi olduğunu görüyorum. Bendeki izlerinin unutulamaz olduğunu ve kişiliğimin oluşması ve oturmasındaki etkilerinin önemini fark ediyorum. Anıların ise hafif nostaljik, hüzünlü ve bir o kadar da keyifli olduğunu olur olmaz kabulleniyorum.
Ben artık her sene en az bir defa Milano’ya bir hafta sonu kaçamağı yapmak istiyorum. Gözümü kapatınca kendimi Brera’nın dar sokaklarında kaybolurken, Bvlgari otele çıkan “hapishane gibi ya bu bina” diye iç geçirdiğim binanın önünden geçerken, Cordusio meydanının ilerisindeki hip dükkanları ilk defa keşfederken görebiliyorum… Cadorna’da Noon Café’de aperitivo yaptıktan sonra midesizcesine dondurma yemeye Chocolat’a gitmeyi, turist kalabalığının olmadığı bir hafta içi sabahı Duomo meydanına çıkıp Panzerotti Luini’ye uğramayı, bir değil iki panzerotti con mozzarella e pomodoro yemeyi, Salumaio’nun eski yerine gidip “keşke taşınmasıydı” diye iç çekerek yeni yeriyle idare etmeyi, Çarşamba sabahı Viale Giovanni da Cermenate yakınlarındaki saçma pazara şöyle bir uğramayı özlüyorum.
Hepsini oku»





