Japon Bahçesi

Bugün pazar. Pazar deyince insan kendini dışarıya atmak,ne yazık ki ülkemizde çok da olmayan park ve bahçelere bırakmak istiyor… Özellikle, bugün İstanbul’da olduğu gibi yazdan kalma bir günse… Ben de bugün öğrencilik hayatımın 5 yılını geçirdiğim Fransa’nın Toulouse kentinde ilk kez karşılaştığım “Japon Bahçesi”ni anlatmak istiyorum.

Toulouse’daki Japon Bahçesi’ni bir gün dalgın bir şekilde şehirde aylak aylak yürürken tesadüfen keşfettim. Sanki, Alice Harikalar Diyarı’ndaki gibi bir kapıdan geçtim ve bir adımla bir anda dünyam değişti. Garptan, şarka doğru ani bir geçiş yapmıştım… Bir Japon Bahçesi’nin içindeydim. Nutkum tutuldu…

Bu bahçenin beni neden bu kadar etkilediğini biraz araştırınca anladım. Japon bahçelerinin kendi içlerinde koskoca bir felsefesi varmış aslında ve 3 temel prensibe dayanıyormuş. Birincisi, küçültülmüş bir doğa izlenimi vermeleri, yani bir nevi doğanın her şeyiyle minyatürize edilmiş bir hali olmaları. Japon bahçelerinde gerçeğine nazaran küçük de olsa dağların ve nehirlerin ideal birleşme sahnesi görülebilir. Bir su göleti insan zihninde aslında dev bir okyanus olabilir. İkinci prensip, sembolizm. Bahçe öğelerinde her bir element, farklı bir şeyi sembolize eder ve elementlerin birlikteliklerinden başka sembolik anlamlar çıkabilir. Mesela beyaz kum denizi sembolize ederken, bir kaya grubu Buda ve öğrencilerine gönderme yapabilir. Son prensip ise ödünç manzara kavramı. Yani bahçenin bulunduğu çevre ile bütünlük içinde olmasıdır. Arka planda bir dağ ya da deniz varsa bahçe, bu arka planla bütünlük içinde olacak şekilde dizayn edilmelidir.

Taşlar, su (gerçek veya sembolik), ada, adaya köprü, fener, çayevi veya çadır, etrafı çeviren duvarlar Japon bahçelerinde görülebilecek temel öğeleri oluşturuyorlar.

Batılı bahçelere göre farklılıklar gösteriyor Japon bahçeleri…Mesela İngiliz bahçelerinden farklı olarak birçok çiçek çeşidiyle renkler ön plana konulmuyor ya da İtalyan bahçelerinde önemli olan simetri, mimari ve ihtişam gibi unsurlar bulunmuyor…Japon bahçelerini batılı bahçelerden ayıran en önemli özelliklerden biri ise Çinlilerin Feng Shui felsefesinde yer bulan “Hiçbir şey olmadan bir şey de olmaz” düşüncesinden esinlenilmesi. Bu nedenle, Japon bahçelerinde yerler bomboş alanlar da bulunur.

Japon Bahçeleri keşfettiğim günden beri bana büyük bir huzur verir, zaten bu bahçeler yüzyıllardır insanlara bu hisleri yaşatmak için tasarlanıyor… Ayrıca kanıtlanmış enteresan bir bulgu daha var: Japon Bahçeleri ileri derecede Alzheimer hastalarını içinde bulundukları stresten uzaklaştırıp, hastalara oldukça olumlu etki sağlıyormuş ve hastalıklarda düzelme görülebiliyormuş…

Hayalim bir gün evime Japon bahçesi tasarlatmak, hepinizi beklerim ama üzgünüm Japon bahçelerinde mangal yakmak yasak! O zamana dek, dünyada birçok örneği bulunan Japon bahçelerini gezmeye devam… Bu arada Türkiye’nin en büyük Japon bahçesi de geçtiğimiz yıl Eskişehir’de açıldı.

Herkese iyi pazarlar!

Japonya dışında ziyaret edebileceğiniz en güzel Japon Bahçeleri:

1. Canberra Nara Parkı, Avustralya

2. Nitobe Memorial, Vancouver, Kanada

3. Brooklyn Botanik Bahçesi

4. Buenos Aires Japon Bahçesi, Arjantin

5. Hamburg, Almanya

 

Yazar Hakkında: